Tehlike ortadan kaldırılıyor | Şampiyon İrlanda Yolcusu | TSO, TOBB EĞİTİMİNE KATILDI | KAMPANYAYA KATILIM ÇAĞRISI… | BAHAR ALERJİSİ KAPIYI ÇALIYOR | TURPÇU VE DERTLİ EREĞLİ’YE GELDİ | GAZETECİLER DERNEĞİNDEN JANDARMA KOMUTANINA ZİYARET.. | AK PARTİ GÖREV DAĞILIMINI YAPTI | MİLLETVEKİLİ YILMAZ TUNÇ'TAN İNSAN HAKLARI GÜNÜ MESAJI | Karabük Belediyesi Yeni Parklar ile Yeşil Alanları Çoğaltıyor |

Bugün 22.01.2018

CHP Kdz. Ereğli İlçe Yönetimininin çalışmalarını sizce nasıl?

Seçenekler
Halil Posbıyık
Dr. Hüseyin Uysal
Dr. Recep Erdoğan
Mevlüt Özdemir

Sonuçları Göster

Tekil (Bugün) 902
Toplam 7672134
En Fazla 101842
Ortalama 2186
 
Hipertansiyon
 
 

29/04/2008

Hipertansiyon Nedir?
     Hipertansiyon basit olarak yüksek kan basıncı demektir. Kan dolaşımının sağlanması için bir basınç gereklidir. Bu basıncın normalden fazla olmasına hipertansiyon denir. Hipertansiyon için kullanılan diğer bir isim ise, YÜKSEK TANSİYON'dur.

     Kan basıncı ya da daha doğru söylemek gerekirse kanı kalpten dokulara taşıyan damarların kan basıncı, hastaya ait özellikler (yaş, cinsiyet, ırk gibi) ve fiziksel durumdan (istirahat, efor gibi) etkilenen bir parametredir. Bu nedenle de normal kan basıncı değerlerini belirlemek gerçekte oldukça güçtür.

     Kan basıncı ölçülürken 2 kan basıncı değerine bakılır

     Büyük tansiyon (sistolik kan basıncı)

     Küçük tansiyon (diyastolik kan basıncı)

     Kalbin kasılması sırasında ölçülen kan basıncı, büyük tansiyon, kalbin gevşemesi esnasında ölçülen kan basıncı ise küçük tansiyondur. Hem büyük tansiyon hem de küçük tansiyonun normalden fazla olması HİPERTANSİYON'dur. Hipertansiyon tanısı için büyük ve küçük tansiyondan birisinin normalden yüksek olması yeterlidir. Gerek büyük tansiyon gerekse de küçük tansiyonun normalden yüksek olması önemlidir. Bu konu unutulmamalıdır. Bazı hastalar küçük tansiyondakı yüksekliği önemsememektedir; bu çok yanlıştır.
     Bugün kabul edilen kan basıncı değeri istirahat halindeki normal bir yetişkinde 120/80 mmHg'dır (milimetre civa). Herhangi bir kişide kan basıncı uyku sırasında düşük, sinirli ya da heyecanlıyken yüksektir. Normal şartlarda, sürekli olarak kan basıncı 120/80 mmHg (milimetre civa) üzerinde olan kişiler hipertansiyon hastalığı adayı kabul edilmektedir. Kan basıncı devamlı olarak 140/90 mmHg üzerinde seyrediyorsa hipertansiyondan bahsedilir.
     Kan basıncı aynı birey içinde ve bireyler arasında farklılık gösterir. Bu nedenle bireyin kan basıncı (kan basıncının sfingomanometre ile ayrı ayrı zamanlarda en az 3 kez ölçülmesi) ortalaması alınarak belirlenmelidir.

     Hipertansiyon kalp hastalıkları için ana bir risk faktörüdür. Eğer tedavi edilmezse beyin dolaşımı, kalp, damar, göz ve böbrek hastalıkları için ciddi hastalık ve ölüm oranlarında artışa sebep olur. Bir kez teşhis yapılıp tedavi başlanırsa artan kan basıncı düşürülebilir, kalp ve kalp dolaşım sistemindeki hastalık riski azaltılabilir.

Hipertansiyonun Yaygınlığı Nedir?

     Hipertansiyon çok yaygın bir hastalıktır. Hipertansiyon, kalıcı sakatlık ve ölüm nedeni olan toplumsal bir sorundur. Hastaların azımsanmayacak bir kısmının kan basıncı yüksekliğinin farkında olmaması, hipertansiyonun önemini artırmaktadır. Hipertansiyon, değişik böbrek, kalp, damar hastalıklarına, felçlere ve görme kaybına yol açabilir. Tuz tüketiminin fazla olduğu toplumlarda, kan basıncı yüksekliğine daha sık rastlanır.
      Sanayileşmiş ülkelerdeki yetişkin nüfusun %10-20 kadarında hipertansiyon bulunduğu hesaplanmaktadır. Sınırda hipertansiyon vakaları da katılırsa bu oran kuşkusuz daha yüksektir. Kişinin yaşı, cinsiyeti ve ırkı hipertansiyon sıklığı konusunda belirleyici faktörlerdir. Hipertansiyon siyah ırkta ve kadınlarda daha çok görülmektedir.
     Kişi yaşının hipertansiyona olan katkısı öncelikle damarlarda yaşlanmaya eşlik eden anormalliklerdir. Bu durum özellikle de kanı kalpten damarlara taşıyan damarlardaki esneklik kaybı ile açıklanabilir. Ancak yaşla hipertansiyon arasındaki bu bağlantıya bazı ilkel toplumlarda hiç rastlanmamaktadır. Bu durumda etkili faktörün "uygarlaşma" ve bununla bağlantılı yaşam biçimi olduğu söylenebilir: örn. tuz kullanımı, aşırı beslenme, hareketsiz yaşam, stres, vs.
Hipertansiyon Riskleri
     Hipertansiyon ciddi bir durumdur. Hipertansiyon, kendi başına öldürücü değildir; fakat tedavi edilmediğinde hipertansiyonun sonuçları öldürücü olabilir. Hipertansiyon kalbi zorlayarak kalp yetmezliğine neden olabilir. Üstelik ateroskleroz ve bunun yol açabileceği iskemik kalp hastalığı (belli bir bölgede kan akımının kesilmesi nedeniyle oluşan geçici kansızlık sonucu dokuların hava alamaması) riskini önemli ölçüde arttırır. Buna ek olarak; hipertansiyonlu hastalar kanama ve beyindeki kan damarlarının trombozuna (pıhtıyla tıkanmasına) diğerlerinden daha kolay yakalanırlar. Hipertansiyon ayrıca koroner arter hastalığına da büyük katkıda bulunur ki, bu hastalık sanayileşmiş toplumlarda ölümlerin başlıca nedenlerinden biridir. Bahsettiklerimizin hepsi tedavi edilmeyen hipertansiyonun sonuçları olup hipertansiyona bağlı morbidite (hastalık), mortalite (ölüm) büyük bir bölümünü oluşturur.
Hipertansiyonun Sınıflandırılması
     Hipertansiyon, sıklıkla, nedenine göre sınıflandırılır. Buna göre iki tip vardır.

  • esansiyel (primer - birincil) hipertansiyon
  • sekonder (ikincil) hipertansiyon

     Hipertansiyon vakalarının yaklaşık %90'ı, neden (etiyoloji) bilinmediğinden primer ya da "esansiyel" hipertansiyon olarak adlandırılır.
     Hipertansiyon vakalarının geriye kalan bölümüne, yani yaklaşık %10'una bu durumun nedeni bilindiğinden "sekonder " hipertansiyon denir. Böbrek kökenli olan (renal) hipertansiyon bunların en yaygın olanıdır.
Sekonder Hipertansiyon
     Bu tipte yüksek kan basıncı, bilinen bir etiyolojiden (nedenden) kaynaklanmaktadır. Neden olan hastalık tedavi edildiğinde hipertansiyon düzelebilir.
Böbrek hastalığı: Renal hipertansiyon olarak adlandırılır. Varolan bir böbrek hastalığı kan basıncının yükselmesine neden olur.
Endokrin hastalıkları: Endokrin sistemi etkileyen hastalıklar kan basıncını da etkiler, çünkü adrenal bezler çeşitli kan basıncını kontrol eden mekanizmaları düzenler.
Diğer Sebepler

Aort koarktasyonu: aortun doğuştan dar olması

Gebelik toksemisi: hipertansiyon, albuminüri, ödem ile karakterize, gebeliğin ikinci yarısında oluşan bir hastalık.

Beyin tümörü ya da lezyonu: intrakraniyel basınca yol açarak kan basıncının hızla yükselmesine neden olur.

Esansiyel (Primer) Hipertansiyon
     Hipertansiyonun bu en yaygın şekli, bilinen nedenlere bağlı değildir. Bu hipertansiyonun ortaya çıkış faktörleri hakkında kesin bilgimiz mevcut değildir. Ayrıca hipertansiyonun başlangıcında rolü olan ailesel faktörlerin sayısı da çoktur. Hipertansiyon, kalp dolaşım sistemini, sinir ve hormon sistemlerini, böbrekleri içeren birden fazla sistemi etkileyen bir bozukluktur ve güçlü genetik faktörleri içerir. Bu faktörlerden birine ya da bir başkasına farklı derecelerde önem veren çok sayıda ve farklı ailesel geçiş teoriler öne sürülmüştür.
     Esansiyel hipertansiyon ayrıca bazı risk faktörleri ile de ilgidir. Bu faktörler hipertansiyonu daha yaygın ve/ya da daha şiddetli yapmaktadır.

  • sıvı ve hacim kontrolünde değişiklikle sonuçlanan böbrek işlev değişikliği
  • böbreklerden tuz ve su atılmasını kontrol eden, sistemde anormallik
  • kılca damar duvarlarında artmış sodyum ve tuz
  • basınç kontrolü yapan organların yeniden düzenlenmesi
  • diyetteki tuz miktarının yüksek olması
  • anormal psikolojik uyarı
  • ırk
  • cinsiyet
  • yaş
  • şeker hastalığı
  • aile hikayesinde hipertansiyon
  • hiperlipidemi (hiperkolesterolemi)
  • sigara içimi
  • obesite (şişmanlık)

Hipertansiyonun Derecesi
     Hipertansiyon az ya da çok bilinen nedenlere dayanan sınıflandırılmasına ek olarak şiddet derecesine göre de sınıflandırılabilir.

Arteryel hipertansiyon tipi

Kan basıncı düzeyi

Normal

120/80 mmHg ve altı

Prehipertansiyon (Hipertansiyon adayı)

120-139/80-89 mmHg

Evre 1

140-159/90-99 mmHg

Evre 2

160-179/100-109 mmHg

Evre 3

180/110 mmHg ve üstü

Buradaki sınıflandırmaya göre en sık karşılaşılan tip Evre 1 ve Evre 2 hipertansiyondur.

Hipertansiyon tedavisi
     Hipertansiyon tedavisinin başarılı olması için sağlıklı bir hasta-hekim ilişkisi kurulmalıdır. Tedavinin başarıya ulaşması için  hastalığın kabullenilmesi gerekir. Hipertansif hastalar hipertansiyonlarının farkında oldukları için sevinmelidirler. Tedavinin başarılı olmasında eğitimin önemi büyüktür.

     Hipertansiyon tedavisinde temel amaç kalıcı hasar ve ölüm riskini azaltmak ve hastanın kendini daha iyi hissetmesini sağlamaktır. Öncelikle yapılması gereken mevcut olan diğer kardiyovasküler risk faktörlerini düzeltmektir. Hastada yüksek tansiyona bağlı organ yetmezliği varsa tedavi edilmelidir. Hipertansiyonun nedeni bilinen bir hastalık ise o hastalık tedavi edilmelidir. Hipertansiyonun nedeni saptanamaz ise yani hastada primer hipertansiyon varsa hastaların yaşam düzeni değiştirilmeli ve ilaç kullanılmalıdır. Yaşam düzeninin değiştirilmesi (ilaç dışı tedaviler, ilaçsız tedavi) kesinlikle ihmal edilmemelidir. Yaşam düzeninin değiştirilmesine uyulmazsa ilaç kullanılsa bile tedavi başarısız olur.

     Hipertansiyon tedavisinde başarısızlık çok sık karşılaşılan bir durumdur. Tedavide başarısızlık oranının yüksek olmasının nedeni hipertansiyonun hiçbir belirtisinin olmaması (sessiz katil) ve hastalığın hastalar tarafından ciddiye alınmamasıdır. Hipertansiyon tedavisinin başarıya ulaşmasında hastanın sorumluluğu hekimden daha fazladır.    

     Sorumluluklarını yerine getirmeyen hastanın doktor doktor dolaşmasının kendisine yararı yoktur, ancak özel laboratuvar ve doktorlara ekonomik yararı olabilir.

İlaçsız tedavi
      İlaçsız tedavi yani yaşam düzeninin değiştirilmesi kan basıncı yüksekliğini kontrol etmenin yanı sıra hipertansiyonunun önlenmesinde de yararlıdır. Hipertansif hastalara önerilen ilaç dışındaki tedavilerin çoğu sağlıklı yaşam için normal bireylerde de geçerlidir. Hastalar ilaçsız tedaviyi kesinlikle ihmal etmemelidir. Şişmanlık, şeker hastalığı veya yağ metabolizması bozukluğu olan hastalarda yaşam düzeninin değiştirilmesinin önemi daha da artar. Yaşam düzeninin değiştirilmesi hipertansiyonu tek başına kontrol edebileceği gibi ilaç gereken durumlarda ilaç dozunun azaltılmasına da olanak sağlar. Yaşam düzeninin değiştirilmesindeki temel noktalar aşağıda özetlenmiştir:

1.Tuz alınımının kısıtlanması
2.Hastanın ideal kiloya getirilmesi
3.Fiziksel aktivitenin artırılması
4.Sigaranın terk edilmesi
5.Aşırı alkolün önlenmesi
6.Diyetle doymuş yağ ve kolesterol alımının sınırlandırılması
7.Diğer tedaviler

İlaçla tedavi
     Yüksek tansiyon tedavisinde kullanılan ilaçların bazı özellikleri ortaktır. Tüm tansiyon düşürücü ilaçlar aynı derecede etkilidir. Genel olarak tansiyon ilaçları hem büyük hem küçük tansiyonu ortalama % 4–8 düşürür. Birçok hastada A ilacı B ilacından daha etkilidir, güçlüdür. Daha etkili ve güçlü olduğu için A ilacını daha sonra kullanmak istiyorum şeklindeki düşünce kesinlikle yanlıştır, böyle bir genelleme yapılamaz. Ancak hastalar bazı ilaçlara daha duyarlı olabilirler. Örneğin Ayşe Hanım’ın yüksek tansiyonu için verilen A ilacı etkisiz olunca B ilacına geçildi, B ilacı ile yüksek tansiyon kontrol altına alındı. Ancak Mehmet Bey’de ise tam tersi yaşandı yani verilen B ilacı etkisiz olunca A ilacına geçildi, A ilacı ile yüksek tansiyon kontrol altına alındı. Bir hastada hangi ilacın daha etkili olacağını önceden anlamak çoğu zaman mümkün değildir. İlaç seçiminde hastada mevcut olan diğer risk faktörleri ve hastalıklar değerlendirilmelidir.

     Tedaviye genellikle tek ilaçla başlanır. İlaçların çoğunun etkisi 1–2 saatte başlar, 4–6 saate maksimum değere ulaşır ve 12–24 saatte sona erer. Bir ilacın etkinliğinin tam olarak ortaya çıkması için genellikle 2–3 hafta geçmesi gerekir (sabırsız olmayın). Genel olarak bu ilaçların antihipertansif etkinlikleri birbirine benzer ve hastaların yaklaşık % 5-10’u verilen her ilacı yan etkisi nedeni ile bırakmak zorunda kalır. Tedaviye ikinci bir ilaç eklenmesi söz konusu ise uygun kombinasyon seçilmelidir. Tedaviye tek ilaçla başlanmış ise tedavi değiştirilmeden (ciddi yan etki yok ise) önce 4–6 hafta beklenmelidir (sabırlı olmaya devam). Tedavi değişikliği doz artırımı veya ikinci ilaç eklenmesi şeklinde olabilir.

Tansiyon ilaçlarının kan basıncını düşürücü etkileri ve güçleri birbirine benzer. İlaçların etki mekanizması, yan etkisi, doz miktarı, günlük doz sayısı gibi özellikleri ise birbirinden farklıdır. İlaçlara bağlı değişik yan etkiler (öksürük, bacaklarda şişme...) ortaya çıkabilir ancak bunları hemen ilaca bağlamak doğru değildir.

     İlaçlar hakkında ilaç kutusunun içinde bulunan prospektüslerden de bilgi edinilebilir ancak prospektüsler bazen anlaşılması güç olmakta ve hastanın kafasında karışıklığa yol açmaktadırlar.

İlaçların prospektüsünü mutlaka okuyunuz, ilaçlarınızın olası yan etkilerini öğreniniz, anlamadığınız bölümleri doktor veya eczacıya sorunuz.

İlaç seçimi kesinlikle bir doktor tarafından yapılmalıdır.

Tedavide hedefler
     Antihipertansif tedavi ile kan basıncı düşürüldükçe kardiyovasküler risk doğru orantılı olarak azalmaktadır. Kan basıncı kesinlikle 140/90 mm Hg’nın altına düşürülmeli ve bu düzeyde tutulmalıdır. Kan basıncı 140/85 mm Hg’ya indirilebilir ancak daha fazla düşürülmesinin yararı belirsizdir. Kan basıncı 180/110 mm Hg olan bir hastanın kan basıncının 160/90 mm Hg’ya indirilmesi kalıcı hasar ve ölüm riskini azaltır ancak yeterli değildir. Pratikte yetersiz kan basıncı tedavisi çok karşılaşılan bir sorundur.

     Hastanın sorumluluklarını yerine getirmesi ve sağlıklı bir hasta-hekim ilişkisi kurulmasına karşın ender olarak kan basıncı istenilen düzeylere indirilemez, ancak kan basıncında 5–10 mm Hg’lık bir düşme sağlanması bile hasta için kazançtır.

Hastalara öneriler
1.Hastalar kendi kan basınçlarını ölçmeyi öğrenmeli ve olanakları varsa bir tansiyon aleti ve steteskop almalıdırlar.
2.Emekli Sandığı, Sosyal Sigortalar Kurumu, Bağ-Kur gibi sağlık sigorta güvencesi olanlar eğer hastalıklarını belirtir bir heyet raporu alırlarsa ilaçlarına hiçbir ücret ödemezler. Bu konuda doktorları yardımcı olacaktır.
3.Hastalar ölçtükleri kan basıncı değerlerini kaydetmeyi alışkanlık haline getirmelidir. Kan basıncı değerlerinin kaydedildiği form doktora giderken evde, iş yerinde unutulmamalıdır.
4.Bir seyahate giderken sağlık karnenizi, heyet raporlarınızı, ilaçlarınızı yanınıza almayı unutmayınız.
5.Muayeneye gideceğiniz gün ilacınızı mutlaka içiniz.
6.Doktora giderken şahsınıza ait tüm tıbbi dökümanları (filmler, tahlil sonuçları, hastane dosyası, kullandığınız ilaçların kutusu...) mutlaka yanınıza alınız.

 

 

2217

Yorum Ekle

Yazdır
   

YORUM LİSTESİ

KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER

n

25/03/2015 - 10:36 BAHAR ALERJİSİ KAPIYI ÇALIYOR

n

10/12/2014 - 21:22 Omurga Travmalarını Önemseyin

n

10/09/2014 - 14:39 OKULDA BAŞARININ YOLU KAHVALTIDAN GEÇİYOR

n

06/03/2014 - 07:40 Kadınlar sağlıklı ve bağımsız bir gelecek için yürüdü

n

05/03/2014 - 09:05 Susuzluk kilo yapar, zamansız yaşlandırır

n

24/08/2013 - 14:52 Aşırı Sıcak Havalarda Nasıl Beslenmeliyiz?

n

17/01/2013 - 19:19 ÇOCUĞUNUZ UYUMUYOR MU?

n

06/05/2011 - 18:08

ASTIM DEYİP GEÇMEYİN!..

n

08/11/2010 - 15:22

MENİSKÜS YIRTIKLARI

n

12/05/2010 - 10:38

Çocuklarda Travma

n

17/11/2009 - 14:50

Domuz Gribi

n

06/07/2009 - 14:02 Kırım Kongo Kanamalı Ateşi

n

05/12/2008 - 19:08

“Hepatit B” ile mücadele bilgilendirme toplantısı

n

31/10/2008 - 11:33

Varis

n

23/10/2008 - 16:33

Mantarlara dikkat!

n

18/06/2008 - 12:33

Dedikodular bıktırdı

n

10/06/2008 - 09:19

Polen alerjisi

n

07/05/2008 - 12:26

Kanser Nedir?

n

29/04/2008 - 12:24

Hipertansiyon

n

14/04/2008 - 15:12 Özel Ereğli ANADOLU HASTANESİ

n

04/03/2008 - 14:14

BRONŞİT

n

30/01/2008 - 19:07 Romatoid Artrit

 
eXTReMe Tracker

©2007 Bütün Hakları Saklıdır...
Tasarim : Canliyayin.Org